HOPE
İki hafta sonra, Ekim ayı gelip çatmıŠİngiltere'de hava soÄumaya baÅlamıÅtı. Geceleri sıkı sıkı sarıldıÄım battaniyem yeni favori eÅyam olmuÅtu.
Son birkaç haftayı baÅvurmak istediÄim üniversiteleri seçip UCASâa niyet mektubu yazmakla geçirmiÅ sonunda beŠüniversitede karar kılmıÅtım.
Evden ayrılmak zorunda kalmayıp Willowâa bakabileceÄim kadar yakın olan University College Londonâa girmeyi çok istiyordum.
Son iki hafta boyunca babamın sözlerini düÅünüp durmuÅtum. ~Babanı bir daha kızdırma~, derken ne demek istemiÅti? Bu konuda gergin ve ÅaÅkın olduÄumu söylemek az kalırdı.
Babamı kızdırmaktan nefret ediyordum. En kötüsü de her zaman nedenini bilirken Åimdi bilmiyordum.
Bunun dıÅında hayatımdaki her Åey mükemmeldi. Enrique son birkaç haftadır beni rahatsız etmemiÅ, hatta Vladaânın atını görmeye bile gelmemiÅti. Vladaânın onu istediÄi yere götüren yeni bir Åoförü vardı.
Daha doÄrusu haradan eve, evden haraya götüren bir Åoför.
Neyse ki vücudum Enriqueânin ismine tepki vermeyi bırakırken aklım da bir mankafa olduÄuna ikna olmuÅtu.
Sonunda Cumartesi akÅamı geldiÄinde Sofia ve Lana ile akÅam yemeÄine gitmeye hazırdım. Londra'nın merkezindeki küçük bir İtalyan restoranına gidiyorduk. ÃocukluÄumdan beri en sevdiÄim yerlerden biriydi.
Kalçalarıma gelen lacivert bir elbise giyip makyaj yaptım. Bu sefer kırmızı ruj yerine açık pembe bir dudak parlatıcısı sürdüm.
Beni tam olarak yansıtmasa da kırmızı ruj restoranın rahat atmosferinde fazla iddialı kaçacaÄı için pembe renk daha uygundu.
Evden çıktıÄımda babam kapının önünde bekliyordu.
~Neden son zamanlarda bu kadar korumacı davranıyor?~
Beni görünce sert bir sesle, âLandon da seninle geliyor,â dedi.
~Demek adı buydu.~
âTamam, ona mesaj atayım,â deyip telefonumu çıkardım.
Beni hemen durdurup, âLandon yeni Åoförün. Arabada tanıÅırsınız,â dedi.
~Neden bana tek baÅıma gidecek kadar güvenmiyor ki? Hem bu Landon da kim?~
âTamam, peki,â deyip deri ceketimi aldım. Deri benim tutkumdu. Yazın hava çok sıcak olduÄu için giyemesem de sonbahar geldiÄi an deri ceketlerime koÅardım.
Evden çıktıÄımda yirmi beÅ yaÅından büyük olmayan bir adamın canım arabama, bebeÄime yaslandıÄını gördüm. Lanet olası herif bebeÄime dokunuyordu!
Arabama koÅarken, âOradan bir an önce çekilmezsen seni doÄduÄuna piÅman ederim!â dedim. Neyse ki topuklu ayakkabıyla nasıl koÅulacaÄını biliyordum.
Ellerini kaldırıp, âHey, sakin ol. Ben Landon. Yeni Åoförün,â dedi.
âSen daha bir çocuksun!â diye baÄırdım.
~Sahi, Åoförüm niye bir çocuktu?~
âYirmi üç yaÅındayım ve dört yıldan fazla bir süredir maf⦠Baban için çalıÅıyorum. Bu iÅte en iyisiyim,â dedi, gururla.
~Yine de bir çocuksun.~
âBirincisi arabayı ben kullanıyorum. İkincisi, sana sadece sarhoÅken ihtiyacım var. Ãçüncüsü, eminim senden iyileri vardır,â deyip arabaya atladım. Landon da yanıma oturdu.
Tamamen profesyonel bir tavır takınarak, âNereye gidiyoruz?â diye sordu.
âKüçük bir İtalyan restoranına,â deyip radyonun sesini açtım.
Londra trafiÄi özellikle cumartesi geceleri berbat olmasına raÄmen kırk dakika sonra restoranın önündeydik.
Arabadan inerken, âTelefonuma mesaj at. Eminim babam numaramı çoktan vermiÅtir. İÅim bittiÄinde mesaj atarım,â dedim.
Tamam, ona gerçekten kaba davrandıÄımın farkındaydım ama babamın neden böyle davrandıÄı konusunda kafam çok karıÅıktı.
Restorana girince kızların dört kiÅilik bir masaya oturduÄunu gördüm.
âNeden dört?â John'un bize doÄru geldiÄini fark edince sustum.
~Lanet olsun, hayır!~
Sofiaâya dönüp, âOnun burada ne iÅi var?â diye sordum. Cevap vermek yerine ayaÄa kalkıp Johnâun yanına gitti.
âJohn, hadiâ¦â
âHope, seni silahla tehdit ettiÄim için üzgünüm. Büyük aptallık ettim,â dedi John.
Az önce söylediklerine inanamamıŠgibi kahkahalara boÄuldum. Sofia onu gerçekten adam edecekti.
Sonunda biraz sakinleÅtiÄimde, âBacak aranı tekmelediÄim için özür dilemiyorum. Bunu hak etmiÅtin,â dedim. Bana bakıp baÅını sallasa da bunu içtenlikle yapmadıÄına emindim.
Sofia, âPekâlâ, o zaman oturalım,â deyip yerine geçerken Lana tüm bu olup bitene çok ÅaÅırmıŠgörünüyordu.
KulaÄına eÄilip, âDaha sonra açıklayacaÄım,â diye fısıldadım. BaÅını sallayıp menüyü incelemeye baÅladı. Bütün menüyü bildiÄimi anlamasınlar diye ben de menüyü inceliyormuÅ gibi yaptım.
Herkes ne yiyeceÄine karar verdiÄinde garson gelip sipariÅlerimizi aldı. Ben tabii ki kremalı, ıstakozlu makarna sipariÅ ettim. Tadı kelimenin tam anlamıyla cennetin yeryüzündeki karÅılıÄıydı.
Biraz sohbet ettikten sonra John'un düÅündüÄümden daha iyi biri olduÄunu anladım. En azından patronundan daha iyiydi. Ama bu kadar nazik olmasının sebebinin Sofia olduÄuna emindim. Ondan gerçekten hoÅlanıyor gibiydi.
Ancak Sofiaânın hislerinden emin deÄildim. SıkıldıÄında, yani iki ayda bir sevgili deÄiÅtiren biriydi.
Birkaç saat daha oturup yemeÄimizin tadını çıkardık. Bu arada, John'un benden uzak durmaya çalıÅması gözümden kaçmamıÅtı. Onu korkutmuÅ muydum? Peki bu iyi bir Åey miydi yoksa kötü mü? Muhtemelen her ikisi de.
Hesabı ödedikten sonra evlerimize dönmeye karar verdik. Yeni Åoförüm Landonâdan bahsederken John'un diÅlerini sıktıÄını görünce birbirlerini tanıdıklarını düÅündüm. Muhtemelen kötü bir geçmiÅleri vardı.
Dürüst olmak gerekirse birbirlerini tanıyor olmalarına ÅaÅırmıÅtım. Kim bilir, belki de beraber koruma olma dersleri almıÅlardı.
Restorandan çıkmadan önce herkesle tek tek vedalaÅtım. Kızlara sarıldıktan sonra John'a âOnu bırakma,â diye fısıldayıp çıktım.
Landonâa olabildiÄince nazik bir tavırla, âHadi gidelim, Landon,â dedim.
Birkaç kadeh Åarap içtiÄim için arabayı o kullanıyordu. Normalde pek Åarap içmesem de bugün içmek istemiÅtim.
İçten içe suçluluk hissettiÄim için, âÃnceki kaba tavrım için özür dilerim,â dedim. Sonuçta yeni Åoförüm olduÄu için iyi bir iliÅki kurmak istiyordum.
Birkaç saniye sonra, âSorun deÄil. Anlıyorum,â dedi. En azından kızgın görünmüyordu.
Bir saat sonra evin önündeydik.
ENRIQUE
Daniel olacak puÅt kaburgalarımdan birkaçını kırdıÄı için viski ve aÄrı kesiciler son birkaç haftadır en iyi dostum olmuÅtu. Åu an gayet güzel bir Åekilde iyileÅiyor olsam da hâlâ çektiÄim acı planladıÄım intikamı hatırlatıyordu.
İstesem onu kolayca öldürürdüm ancak bu çetelerimiz arasında bir savaÅa neden olmaktan baÅka iÅe yaramazdı. Benim yüzünden onlarca insan ölsün istemiyordum.
Danielâın itibarından daha çok önem verdiÄi tek Åey kızlarıydı. İstesem bir taÅla iki kuÅ vurabilirdim. Daniel yaptıklarının bedelini öderken, Hope da sonunda benim olurdu.
Telefonum titreyince arayanın John olduÄunu anladım. Hope ve yeni kız arkadaÅı Sofia ile akÅam yemeÄine çıkmıÅtı.
Sofia, Johnâun onu asla bırakmayacaÄını düÅünüyorsa aptal demekti. John sadece eÄlencesine bakan bir adamdı. İliÅkilerinin bir ay sürmüŠolması bile ÅaÅırtıcıydı.
Demek ki Sofia iyi parçaydı ama asla Hope kadar iyi olmazdı. Hope tecrübesizliÄine raÄmen bir profesyonel gibi seviÅiyordu.
O küçük, dolgun bedenini düÅünmek bile sertleÅmeme neden oldu. Telefonumun çaldıÄını hatırlayınca John'a cevap verdim.
âEvet?â
âLandon Åimdi Hope ile çalıÅıyor!â
Kahretsin, bu çok kötüydü. Landon genç olmasına raÄmen Nick ve benimle birlikte en iyiler tarafından eÄitilmiÅti. Evet, babalarımız bir zamanlar birlikte çalıÅırken hepimiz aynı okula gitmiÅtik.
Yeni lider ben olduÄum için babalarımızın ortaklıÄının bitiÅi kısmen benim yüzümdendi ama Daniel yaptıklarından sonra bir numaralı düÅmanım olmuÅtu.
İçten içe çok öfkeli olsam da sakin bir sesle, âYarın seninle geliyorum. Ofise geldiÄine detayları anlatırım,â dedim.
Bir saat sonra kapı çaldı. Viskimi yuvarlayıp, âGirin,â dedim.
John her zamanki gibi doÄrudan konuya girerek, âPeki plan nedir?â diye sordu. İÅte bu yüzden benim saÄ kolumdu. Neyin önemli olduÄunu çok iyi biliyordu.
âBen Landon'ın dikkatini daÄıtırken sen de Hope'u alıyorsun. Ama sakın canını yakma,â dedim, son cümleyi özellikle vurgulayarak.
âNe zaman, nerede, nasıl?â diye sordu.
Mükemmel bir plan yapmak için bir saat kadar uÄraÅtıktan sonra istediÄimi alacaÄımdan artık emindim. İstediÄim Åey Hope'tu. O benimdi; her zaman benim olacaktı. Åimdiye kadar nazik adamı oynuyor olsam da bundan artık sıkılmıÅtım.
~Var olan en büyük mafyalardan birinin lideri olarak istediÄimi elde ederim.~