HOPE
Cumartesi gününe Enrique'yi düÅünerek baÅlamak kesinlikle hayal ettiÄim Åey deÄildi.
Yataktan kalkıp, sürünerek banyoya gittim. Bugün yürümeye bile mecalim olmadıÄı için bir küvetim olduÄu için Tanrı'ya Åükrettim.
Küvetin sıcak suyla dolmasını izlerken duygusal parçalardan oluÅan çalma listemi açtım.
Su neredeyse taÅmaya baÅladıÄında derin bir iç çekip küvete girdim. Hayatımı gerçekten seviyordumâ¦
Su soÄuyana kadar küvette kaldım. Ardından güzelce kurulanıp, elimi yüzümü yıkayıp diÅlerimi fırçaladım.
Günün çoÄunu ata binerek geçireceÄim için krem rengi bir binici pantolonuyla ona uygun renkte polar bir svetÅört giydim.
İçime tiÅört yerine sadece spor sütyeni giydim. İsterseniz bana üÅengeç deyin ama daha az kirli çamaÅır çıktıÄı için böylesi daha kolay oluyordu.
ÃÄle vakti çoktan geçtiÄi için hızla alt kata indim. Evde kimsenin olmadıÄını düÅünüp mutfaÄa koÅarken sert bir gövdeyle çarpıÅtım.
Birileriyle çarpıÅıp durmayı bırakmalıydım.
BaÅımı kaldırınca babamın gülümseyen yüzünü gördüm.
âDeÄiÅik bir selamlama Åekli,â deyip kıkırdadı.
Zıplayıp kucaÄına atladım.
Beni havaya kaldırıp döndürdü. Gideli sadece bir hafta olmasına raÄmen çok özlemiÅtim. Babam ve ben her zaman yakın olsak da sevgili annem bizi terk ettikten sonra daha da yakın olmuÅtuk.
Aslında tam olarak terk etmek denemezdi. Babam iÅ ortaÄıyla annemin iliÅkisi olduÄunu öÄrenince annemi evden kovmuÅ, ortaÄını da iflas ettirmiÅti.
Yine de annemin sokaklarda yaÅamak zorunda kalan o zavallı adama göre daha iyi bir hayat yaÅadıÄı kesindi. Aslında bu durumu izlemesi oldukça komikti.
Ayaklarım tekrar yere deÄdiÄinde, âSelam, baba,â dedim.
Ne zaman geldiÄini merak ediyordum. Kahvesinden bir yudum alarak dikkatle yüzüme baktı.
âSen makyaj falan mı yaptın?â
Yüzüne ÅaÅkın ÅaÅkın baktım. Makyaj falan yapmadıÄımı anlamıŠolması lazımdı. Gerçi o da bir erkek olduÄu için makyajdan hiç anlamıyordu. Bu yüzden daha fazla üstünde durmayıp kendime bir bardak çay yaptım.
Ãnceden hazır edilmiÅ omlet tabaÄımın önüne geçerken, âNe zaman döndün?â diye sordum.
âDün gece. Aslında sabahın erken saatlerinde,â deyip esnediÄinde çok yorgun göründüÄünü fark ettim. Muhtemelen yolculuk sırasında uyuyamamıÅtı.
Elimi elinin üstüne koyup, âBaba, lütfen biraz uyu,â dedim.
âBebeÄim, çalıÅmam gerektiÄini biliyorsun,â deyip iç çekti. Gerçekten periÅan görünüyordu.
Hayır, bugün kesinlikle çalıÅmasına izin vermeyecektim. âDaniel Anderson, eÄer hemen yataÄa gitmezseniz ben zorla götürürüm,â diye tehdit ettim.
Tamam, onu sandalyeden bile kıpırdatamayacaÄım için tam olarak bir tehdit sayılmazdı ama yine de deneyebilirdim.
Ellerini havaya kaldırıp, âTamam, tamam,â dedi. Sandalyesinden kalkmasını izlerken kıkırdadım. Merdivenlerden çıkmadan önce tekrar bana döndü.
âOlivia bugün gelemeyeceÄini söyleyip yapman gereken her Åeyi tek tek yazdırdı. Ayrıca, bugün yeni bir binici geliyor ve gelir gelmez ata binmek istiyor. Lütfen ona göz kulak ol.â
Babamın söylediklerini aklıma not ettim.
Haraya giderken, âYeni bir çaylak mı? Harika,â diye mırıldandım. Gerçekten eÄlenceli bir gün olacaktı. Ya da olmayacaktıâ¦
Harada binicilerle at sahipleri dıÅında pek kimse olmazdı. Bazen özel ders versek de atlarımız ya olimpiyat atı ya da binilemeyecek kadar tehlikeli atlar oldukları için bu çok nadir olurdu.
TanıdıÄım hiç kimse ile karÅılaÅmayacaÄımı bildiÄim için Åu an giydiklerim gibi dar kıyafetler içinde olmayı umursamıyordum.
Yapmam gereken iÅlerin listesini almak için ön taraftaki ofise gittim. Listede tam yirmi madde vardı. Neyse ki maddelerin yarısı ahırı temizleyip atların bakımıyla ilgilenen çalıÅanlar içindi.
Ben Willow da dâhil olmak üzere sadece birkaç atla ilgileniyordum. Tımarlayıp beslemek zorunda olduÄum atların çoÄu bugün dinlendiÄi için Åu an sadece bir atla ilgilenmem gerekiyordu.
Yem torbasını alıp atın olduÄu bölmeye doÄru ilerledim.
âSelam, Chubby!â Aslında adı Chubby olmasa da çok yediÄi için böyle sesleniyordum. Güzel sıcakkanlı bir attı.
Listede bugün ona binmem gerektiÄini görünce bunu yeni öÄrenci geldiÄinde yapmayı düÅündüm. Yeni kızın eyerin nereye takılacaÄını bile bilmeyecek kadar acemi olmamasını umuyordum.
Sonraki otuz dakikayı Chubby'yi tımarlayarak geçirdim. Saat bire yaklaÅırken atlarına bakmak ya da ata binmek için gelen birkaç at sahibi gördüm.
Ancak Olivia bugün gelmediÄi için hiçbiri ders alamayacak, dolayısıyla da ata binemeyeceklerdi.
Seyislerden biri, âHope, çaylak geldi,â deyince Chubby'nin bölmesinden çıkıp ön kapıya gittim.
Kapının az ötesinde oldukça lüks bir at taÅıma römorku duruyordu. Ãn tarafındaki sürücü koltuÄundan benim yaÅlarımda, genç bir kız indi.
Açık kahverengi saçlı, aynı benim gibi kıvrımlı hatları olan güzel kız römorkun arkasına ilerleyip kapıyı açmaya baÅladı.
Selam vermek için yanına yaklaÅtım.
Bütün misafirlerimize nazik davranmam gerektiÄini hatırlayıp, gülümseyerek, âMerhaba, ben Hope,â dedim.
Hafif aksanlı bir İngilizce ile, âMerhaba, ben Vlada,â dedi. Nereli olduÄundan emin olmasam da İngiliz olmadıÄından emindim.
Åoför mahallinde oturan kiÅiye, âHey, mankafa! Bana yardım et,â diye baÄırdı. Saniyeler sonra açılan kapıdan lanet olası Enrique indi.
âİçimden, âHay lanet olsun böyle iÅe!â dedim. Vlada onun kız arkadaÅı mıydı? Hiç benzemediklerine göre kız kardeÅi olamazdı. Dürüst olmak gerekirse ne oldukları çok da umurumda deÄildi. Ayrıca peÅin hükümlü olmanın anlamı yoktu.
Vlada, âHope, bu benim ~üvey~ ~abim, Enrique. Ama sen mankafa da diyebilirsin. Ona daha çok yakıÅıyor,â deyip gülümsediÄinde kahkahalarımı tutamadım.
Yüzü kaskatı olan Enriqueânin Yunan tanrısı gibi gövdesinin iki yanında duran ellerini yumruk yaptıÄını görünce güldüm. Onu böyle kızdırdıÄı için Vladaâyı Åimdiden sevmiÅtim.
Vladaâya âHadi atını indirelim,â dedim. Birinci sınıf damızlık atı mankafanın da yardımıyla römorktan indirdik. Gerçekten muhteÅem bir attı.
Vlada, âBu Dark Shadow ama ben Shay demeyi tercih ediyorum,â deyince baÅımı salladım. Gerçekten doÄru bir isim seçmiÅlerdi.
Ron'a Vlada'ya atının nerede duracaÄını göstermesini söyledikten sonra Enrique'ye neden burada olduÄunu sormak için aracın yanında kaldım.
Vladaânın bizi duyamayacaÄı kadar uzaklaÅtıÄından emin olunca, âLanet olsun, burada ne iÅin var?â dedim.
Ãok normal bir Åey söylüyormuÅ gibi, âYakında görüÅürüz demiÅtim, tigre. Ama gariptir ki bu düÅündüÄümden bile erken oldu,â dedi.
âPeki, mankafa ama kız kardeÅin senden çok daha iyi,â diye dalga geçsem de aslında doÄruyu söylüyordum.
âOn beÅ yaÅındaki birinin arkadaÅlıÄını benimkine tercih mi ediyorsun?â diye baÄırdı.
Gözlerim fal taÅı gibi açıldı. Vlada daha on beÅ yaÅında mıydı? Kahretsin, kız yaÅına göre fazla kıvrımlıydı!
Enriqueâyi biraz daha kızdırmak için, âOtuz yaÅındaki birindense on beÅ yaÅındaki biriyle takılmayı tercih ederim,â dedim.
Otuz yaÅında olmasa da büyük ihtimalle ona yakındı. DüÅününce aramızda büyük bir yaÅ farkı vardı ki bu da bana onunla niye yattıÄımı düÅündürdü.
İçimdeki küçük seks Åeytanı, ~âÃünkü inanılmaz ateÅliydi ve senin de hoÅuna gitti,â~ diye fısıldayınca katılmadan edemedim.
Enrique, âBen otuz falan deÄilim,â diye baÄırdı.
Bir Åey söylemek yerine âYemezler,â bakıÅı attım. Gerçekten iyi rol yapıyordum.
âLanet olsun, daha yirmi altı yaÅındayım!â diye isyan etti. Kahretsin, beklediÄimden de büyük çıkmıÅtı.
âBenim gitmem gerekiyor mankafa,â deyip kıkırdadıÄımı görünce iyice öfkelendi. Nazik davranmayacaÄım tek at sahibi oydu. Ee, her Åeyin bir istisnası vardı.
Vladaânın Shayâi hazırladıÄını düÅünerek, ahıra gidip Chubby'âyi eyerledim. Havanın biraz serin olduÄunu düÅünerek kapalı maneje çıkardım.
İçeri girdiÄimizde Vlada Shay'i çoktan yürütmeye baÅlamıÅtı. Atın üzerinde ne kadar iyi durduÄuna bakılırsa ya doÄuÅtan yetenekli ya da tecrübeliydi. Belki de her ikisiydi.
Enrique de gelmiÅ ve izin bile almadan parkur engellerini yerleÅtirmeye baÅlamıÅtı. Ãnce kızsam da engelleri nasıl olsa kullanacaÄımızı düÅününce ses etmemeye karar verdim.
Engeller arasındaki mesafeyi doÄru ayarladıÄını görünce ÅaÅırmadan edemedim. Yoksa o da mı binicilikle ilgileniyordu?
Chubbyâyi koÅmaya hazırlarken Enrique'nin bana baktıÄını hissetsem de dikkatimin daÄılmaması için görmezden gelmeye çalıÅtım.
Vlada ve ben birbirimize atlarımızın hünerlerini gösterdikten sonra onunla iyi arkadaÅ olabileceÄimizden neredeyse emindim. On beÅ yaÅında olmasına raÄmen oldukça olgun biriydi.
Zaten benden sadece üç yaÅ küçük olduÄu için uzun vadede bir fark yaratmazdı.
Vlada bir dizi atlayıŠyaptıktan sonra soluklanırken, âVay canına. Atın bir harika. Adı ne?â diye sordu.
âÅey, gerçek adı Hope's Pride ama ben Chubby diyorum,â dedim. Evet, atıma kendi adımı da içeren bir isim verdiÄimin farkındaydım ancak kulaÄa çok hoÅ geliyordu. Hem babam da onaylamıÅtı.
Vlada, âÃok havalı bir isim ama kulaÄa biraz büyük bir egon varmıŠgibi geliyor,â deyip güldü. Bunu Åaka olsun diye söylediÄini biliyordum. Ayrıca, Chubby ile gerçekten adı gibi gurur duyuyordum.
Chubby'yi sakinleÅtirip ahırına geri koyarken akÅam yemeÄini de vermeye karar verdim. Genellikle hem sabah hem akÅam beslesem de bugün beslemeye vakit bulamamıÅtım.
Besleme odasına giderken Enrique beni duvara yapıÅtırıp, çıÄlık atmama bile fırsat vermeden dudaklarıma yapıÅtı.
İlk baÅta karÅı koymaya çalıÅsam da kısa süre sonra pes edip ateÅli bir Åekilde karÅılık verdim.
Enrique hemen geri çekilip uzaklaÅarak, âO ata binerken çok seksi görünüyordun. Kendimi daha fazla tutamadım,â dedi.
Ahırın ortasında öylece kalakaldım. Az önce tam olarak ne olduÄunu, neden daha fazlasını istediÄimi bilmiyordum.
***
Oturma odasında babamla birlikte film izlerken tek düÅünebildiÄim Enrique ve dudaklarıydı.
Lanet olsun seviÅtikten sonra niye böyle hissetmemiÅtim? SeviÅmek öpüÅmekten daha büyük bir Åey deÄil miydi? Kendimi gerçekten anlamıyordum.
âBaba, sen biliyor muydun?â diye sordum. Beni Enrique hakkında uyaran babam olmasına raÄmen Åimdi Enriqueânin kız kardeÅinin ahırımızda bir atı vardı. Babam gerçekten dikkatsiz davranıyordu.
ÅaÅkın bir Åekilde, âNeyi biliyor muydum?â dedi. Sanırım ya gerçekten bilmiyor ya da bilmezden geliyordu.
âEnrique Garcia'nın kız kardeÅinin bir atı var. Hem de bizim ahırımızda yaÅıyor,â dedim. Sürekli Enriqueâyi düÅünüp ondan bahsettiÄim için kendime kızgındım.
âHayır, bilmiyordum. Ama endiÅelenmene gerek yok,â dedi. Bunu sakin bir Åekilde söylemeye çalıÅsa da huzursuz olduÄunu görebiliyordum.
Söylenecek daha fazla Åey olmasına raÄmen konuyu kapatmaya karar verdim.
âTamam. Åimdi yatmaya gidiyorum. Yarın görüÅür müyüz?â dedim. Ertesi gün evde olup olmayacaÄını gerçekten bilmiyordum.
âEvet. Bir süre seyahate çıkmayacaÄım. İyi geceler.â
Babamı yanaÄından öpüp merdivenlere yürürken daha iyi uyumama yardımcı oldukları için köpeklerimi de yanıma aldım.
Uykuya dalarken bir kez daha Enrique'yi düÅündüm. Onu bir süre görmeyeceÄimi umuyordum. Bu düÅünceyle birlikte yavaÅça karanlıÄın koynuna girdim.