ENRIQUE
Banyodan çıktıÄımda ofis boÅtu. Hope tüm eÅyalarını alıp gitmiÅti. Lanet olsun neden böyle çekip gitmiÅti ki? Ama bir bakireye göre inanılmazdı...
Johnâu arayıp, âJohn, Hope ve arkadaÅları ayrıldı mı?â diye sordum.
âEvet. Birkaç dakika önce hep beraber aceleyle çıktılar,â dedi.
âLanet olsun. Bana hemen ev adresini bul. Daniel Anderson'ın kızı olduÄuna göre bulman zor olmaz,â deyip cevabını beklemeden kapattım.
Yarı dolu kulübe bakarken Hopeâun o daracık vajinasına girdiÄim anları hatırlayıp yeniden sertleÅtiÄimi hissettim.
âSeninle iÅim bitmedi, tigre...â
HOPE
AkÅamdan kalma uyanmak yeterince zorken hem akÅamdan kalma hem de bacak aÄrısıyla uyanmak korkunçtu.
Bütün hafta sonunu ya yatakta ya mutfakta ya da jakuzide geçirmiÅtim. Cuma gecesi olup bitenler aklımdan çıkmıyordu.
YanlıŠanlamayın; yaptıklarıma asla piÅman deÄildim. Bekâretimi kaybettiÄim için endiÅelenmiyordum. Ãstelik Enrique de ne yaptıÄını biliyor gibi görünüyordu. İkimizin de zevk aldıÄı bir deneyim yaÅayıp tecrübe kazanmıÅtım.
Åu an, bugün ne giyeceÄimi düÅünüyordum. Normalde bir Åey düÅünmeden rastgele giyinirken artık bundan o kadar emin deÄildim.
Yirmi dakika kadar dolabıma baktıktan sonra düz bir kot pantolonla beli açık bir bluz çıkardım. Daha önce giydiklerimden çok daha iyi olsa da yine de çok açık bir kombin deÄildi.
Seçimimden memnundum.
Okula gittiÄimde Lana'dan bugün okula gelemeyeceÄini, sebebini daha sonra açıklayacaÄını söyleyen bir mesaj aldım. Hemen Sofia'ya mesaj atıp benimle dolabımın önünde buluÅmasını söyledim.
Sofia, âSelam, bebeÄim,â deyip sımsıkı sarıldı.
Sonunda beni boÄarcasına sarılmayı bıraktıÄında, âSelam,â deyip derin bir nefes aldım.
Pazartesi sabahı için fazla mutlu görünüyordu.
âÃabuk anlat.â
Sadece masum masum gülümsese de ısrarla bir cevap bekledim.
İç çekerek, âTamam,â dedi.
Gülümseyip kitaplarımı aldım.
âKulüpte bir adam vardı. GörünüÅe göre kulübün sahibinin baÅ korumasıymıÅ,â dedi. Gülümsemesine bakılırsa o geceyi düÅünüyordu.
DüÅüncelerini bölerek, âÃyle mi?â dedim.
âSen gittikten sonra yanımıza gelip bir içki ısmarlamayı teklif etti. Sonra uzun süre dans ettik. Belki biraz öpüÅmüŠde olabiliriz.â Son cümleyi mümkün olduÄunca sessiz bir Åekilde söyledi.
âBiraz,â derken bundan çok daha fazlasını kastettiÄini düÅünüp sırıttım.
âTamam, tamam. Belki 'birazdan' fazlasıydı.â
Sadece baÅımı salladım. Asıl benim yaptıklarımı bilseydi...
âNeyse, bu sabah bana çıkma teklif etti.â
âPeki, ne zaman buluÅacaksınız?â diye sordum. Bu adamın kim olduÄunu gerçekten bilmek istiyordum ve bir Åekilde öÄrenecektim.
âÃnümüzdeki cuma,â deyip kocaman gülümsedi. Bu kız gerçekten kendinde deÄildi. Adam Sofiaânın aklını baÅından aldıÄına göre gerçekten inanılmaz bir Åey yapmıŠolmalıydı.
âHadi, küçük âÅık. Gitmemiz gereken bir ders var,â deyip kolundan tutup psikoloji dersinin yapılacaÄı sınıfa götürdüm.
***
Ders çalıÅıp binicilik derslerime devam ederek geçirdiÄim hafta hiç sıra dıÅı bir Åey yaÅanmadan çabucak geçmiÅ, cuma günü gelip çatmıÅtı. Åu an okuldan eve dönüyordum.
Her gün kalbini kaptırdıÄı korumadan bahsederek baÅımı ÅiÅiren Sofia bugün nihayet susacaktı.
Adamın adını ya da nasıl göründüÄünü söylememiÅ olsa da nereye gideceklerini biliyordum. Ben de oraya gideceÄim için aÅçıma bu gece dıÅarıda yiyeceÄimi söyledim.
Arabadan inince üstümü bile deÄiÅtirmeden doÄruca ahıra gittim. Bugün ata binmeyeceÄim için özel kıyafet giymenin anlamı yoktu.
Willowâu okÅayarak, âSelam, bebeÄim,â dedim. Bir haftalık sıkı eÄitimden sonra oldukça sakin ve yorgun görünüyordu. Yularından tutup ahırdan çıkardım.
BeÅ dakikalık bir yürüyüÅten sonra batan güneÅin altında sakince otlayan atların olduÄu tarlaya ulaÅtık. Willow kapıyı açıp yularını bıraktıÄım an diÄer atların yanına koÅtu.
Aynı noktada biraz daha durup güneÅin batıÅını izledim. Kırmızı gökyüzünün altında huzurla otlayan atlar gerçekten görülesi bir manzaraydı.
Eve dönerken bu hafta ilk kez Enrique'yi düÅündüm. Geçen cuma olup biten her Åeyi düÅündüm. Sadece bir hafta önce yaÅanmıŠolmasına raÄmen üzerinden yıllar geçmiÅ gibiydi.
Dudaklarını hâlâ çıplak tenimde hissedebiliyordum. Beni orgazm ettiÄindeki inlemelerim hâlâ kulaklarımdaydı. Beni yalvartmıÅtı ki bunu asla baÅka bir adama yapmamıÅtım.
Zaten baÅka bir adam da olmamıÅtı. Enrique gerçekten güçlü biri olsa da beni diz çöktürecek kadar güçlü deÄildi.
Eve girince hızlı bir duÅ alıp, makyaj yapıp, babamın on ikinci sınıfı bütün derslerden A alarak bitirdiÄim için hediye ettiÄi elbiseyi giydim.
Valentino tarafından tasarlanmıŠsiyah dantelli, omzu açık, hatlarımı güzel bir Åekilde ortaya çıkaran, çok Åık bir mini elbiseydi.
Aynaya bakarken bir Åeyin eksik olduÄunu düÅünüp, banyoya gidip kan kırmızısı rujumu sürdüm.
Görünümüm Åimdi tamamlanmıÅtı.
Yüksek topuklu, siyah Louboutin ayakkabılarımı giyerken ne ara salaÅ kıyafetlerden tasarım kıyafetlere geçtiÄimi düÅündüm.
~En azından okuldan biriyle karÅılaÅma ihtimalim yok,~ ~diye düÅünerek rahatlamaya çalıÅtım. Kimsenin beni böyle görmesini istemiyordum. Bu hâlimle hiç kendime benzemiyordum.
DıÅarı çıktıÄımda Åoförüm arabanın önünde beni bekliyordu. Yolcu kapısını açtıÄında teÅekkür edip arabaya bindim.
Nazik bir Åekilde, âNereye gidiyoruz, hanımefendi?â diye sordu.
~Artık adını öÄrensem iyi olur.~
âPark Sokakâtaki Hilton Otel, lütfen,â dedim.
Otuz dakika sonra otelin önündeydik. Åoföre beni getirdiÄi için teÅekkür edip birkaç saat sonra gelip almasını söyledim.
Kapıya ilerlerken birkaç erkeÄin bana baktıÄını fark ettim. Otelin önünde bekleyen güvenlik görevlisi beni selamlayıp kapıyı açtı. İçeri girince asansöre binip en üst kata çıktım.
Kapılar açılır açılmaz müzik ve insan sesleri duydum. Dikkatimi ilk restoran çekse de barın daha iyi bir seçenek olduÄuna karar verdim.
Sol tarafta bekleyen güzel kadının yanına gidip tek kiÅilik bir masa istedim. Beni hemen pencerenin yanındaki bir masaya götürdü.
İçecek menüsünü inceleyip cin tonikte karar kıldım. ÃıktıÄı gizemli korumanın kim olduÄunu görmek için arkadaÅımı gözetlemek zorundaydım.
Bir garson, âNe alırsınız, hanımefendi?â diye sorunca daldıÄım düÅüncelerden çıktım.
âBir cin tonik, lütfen. Sert olsun.â
Garson baÅını sallayıp ayrıldı.
Hemen telefonumu çıkarıp Sofia'ya mesaj attım.
Sofia
Randevun nasıl gidiyor?
İçkim birkaç dakika sonra geldi. Hemen arkasından da telefonum titredi.
Sofia
Restorana yeni geldik. Bu arada tam bir beyefendi.
~Hadi bakalım, bu adamın kim olduÄunu bulalım.~
İçeceÄimi alıp bardan çıkarken çok pahalı bir takım elbise giymiÅ biriyle çarpıÅmaktan son anda kurtuldum.
âAffedersiniz,â deyip yoluma devam etmeye çalıÅırken iki el tarafından durduruldum.
âNereye gidiyorsun, tigre?â
Enriqueânin kalın, seksi sesi kulaÄımı okÅadı.
Onu gördüÄüme inanamamıŠgibi, âEnrique sen misin?â dedim.
âTa kendisi, bebeÄim,â diye fısıldayıp kulak mememi ısırdıÄında zaten büyük olan egosunu daha büyütecek bir inilti çıkardım.
Ondan ne kadar etkilendiÄimi anlamaması için, âBurada ne yapıyorsun?â diye sordum.
âBunun bir önemi yok. Asıl o gün neden çekip gittiÄin hakkında konuÅalım.â
âNiye kalacaktım ki?â dedim. Tek gecelik bir iliÅki için neden bu kadar yaygara koparıyordu?
BaÅtan çıkarıcı bir sesle, âÃünkü penisim senin içinde olmayı arzuluyor,â diye fısıldadı.
Ne kadar ukala bir pislik olduÄunu bilmeme raÄmen heyecanlanıp bacaklarımı sıkmama engel olamadım. Anlamaması için numaradan göz devirip sıkıca tuttuÄu kolumu geri çektim.
âBir daha öyle bir Åey yaÅanmayacak. Ne bugün ne de baÅka bir zaman,â dedim. Bunu oldukça sert bir Åekilde söylemeye çalıÅsam da sesim bir fısıltıdan farksız çıkmıÅtı.
Söylediklerimin tek bir kelimesine bile inanmamıŠgibi sırıttı. Aslında ben de kendime inanmamıÅtım.
âBunu göreceÄiz, tigre. Ãok yakında sana dokunmam için yalvaracaksın,â deyip beraber geldiklerini düÅündüÄüm bir grup adama doÄru yürüdü.
Yalan söylemiyordum. Ondan ne kadar etkilenirsem etkileneyim bana bir daha dokunmasına asla izin vermeyecektim.
BardaÄımı bırakıp, sipariÅimi alan garsona otuz sterlinlik bir banknot uzattıktan sonra tuvalete gittim.
İyi göründüÄümden emin olmak için kendime çekidüzen verdim. Geleli yarım saat bile olmamıÅken Åoförümü arayıp dıÅarıda beklemek zorunda kalacaktım.
~Bravo! Geceni ziyan etmeyi baÅardın, Hopeâ¦~
DıÅarı çıktıÄımda, elinde Åampanya kadehiyle aynanın önünde resim çekilen Sofiaâyı görünce en azından arkadaÅımın iyi vakit geçirdiÄini düÅündüm.
FotoÄrafını çeken adamı görmek için yanlarına yaklaÅtıÄımda çok tanıdık, sinir bozucu bir simayla karÅılaÅtım.
Johnâ¦
âSofiaânın pisliklere düÅkün olduÄunu bilmiyordum,â diye mırıldandım.
âO kadar da kötü biri deÄil bence.â
Sesin sahibini görmek için arkama döndüÄümde tabii ki yine Enrique ile karÅılaÅtım.
Yanından geçip giderken, âHoÅça kal Enrique,â dedim. Onu bir daha görmek istemiyordum.
âGörüÅürüz, tigre...â