HOPE
Birinin canını almamın üzerinde tam olarak yirmi bir gün üç saat geçmiÅti. Antonio'yu ölü bulmayı umarak zindana girdiÄimde hâlâ hayatta olduÄunu gördüÄümü çok net hatırlıyordum.
Hâlâ nefes aldıÄını gördüÄümde kan beynime sıçramıÅtı. Birinin canını alabilecek insanlardan biri olacaÄımı, bir katil olacaÄımı hiç düÅünmemiÅtim.
Birini öldürmüÅ, bundan zevk almıÅtım. Damarlarındaki kanın vücudunu terk edip soÄuk zemine dökülmesini, bedeninin cansız bir et yıÄınına dönüÅmesini izlemekten keyif almıÅtım.
Bu üç hafta çok hızlı geçmiÅti. Fark edemeyeceÄim kadar hızlı. Åimdiden aÄustos ayındaydık ve son iki haftadır hiçbir Åey yapmıyormuÅ gibi hissediyordum.
Ne zaman mutlu olduÄumu hissetsem Antonio'nun cansız bedeni gözümün önüne gelip tadımı kaçırıyordu. Ben bir katildim. İÅkence görüp öldürülmeyi hak eden bir katilâ¦
Belki de ölüm benim gibi biri için lütuf olurdu. Kolayca ölmek yerine sonsuza dek acı çekmeliydim.
Odada hiç yalnız kalmadıÄımı fark ettim. Yanımda sürekli Enrique, Matt, Landon, Kat, Killian ya da Peter oluyordu.
Killian ile vakit geçirmeyi seviyordum. Beni hem çok iyi anlıyor hem de hiç anlamıyordu.
Biz, daha doÄrusu o bol bol konuÅuyordu. Sadist bipolar bir psikopat olsa da zaman zaman çok sevimli olabiliyordu.
Bir dakika sert, dominant olurken; bir sonraki dakika çikolatalı kurabiye yapmam için yalvarıp aÄlayabiliyordu. DediÄim gibi Killian bipolardı.
Peter onun abisiydi. DoÄruyu söylemek gerekirse pek hoÅlandıÄım biri deÄildi. Biraz ciddi ve ürkütücü olduÄunu düÅünüyordum.
KardeÅinden daha iri yarıydı. Yüzünde neredeyse hiçbir duygu yoktu. Hatta hiçbir duygusu yoktu.
Enrique benimle sık sık konuÅmaya çalıÅsa da konuÅmak yerine anlattıklarını dinleyip gerektiÄi yerde baÅımı sallıyordum.
Killian odama girerken kocaman gülümseyip, âSelam, melek,â dedi. En iyi sahte gülümsemelerimden birini verdiÄimde âYine o saçmalıÄı verme,â bakıÅı attı.
Drama becerilerimi geliÅtirmem gerektiÄini biliyordum. Ama o gün bugün deÄildiâ¦
âNasılsın?â deyip yataÄıma atladı. Artık dokunulmaktan hoÅlanmadıÄım için dizlerimi göÄsüme çektim. KiÅisel alanım olmasını seviyordum.
Soruyu daha önce binlerce kez yaptıÄım gibi âİyiyim,â diye yanıtladım.
âLanet olsun, melek. Bana maval okuma. Kendini bok gibi hissettiÄini biliyorum,â dedi, bir tık alçalmıŠbir sesle. Bu, sinirlenmeye baÅladıÄının iÅaretiydi.
Sinirli Killian kesinlikle bulaÅmak istemeyeceÄiniz biriydi.
Haftalardır ilk defa dürüst davranarak, âBilmiyorum,â dedim. Killian kaÅlarını çatıp kollarını açtı. Tereddüt etmeme raÄmen sürünerek kucaÄına gittim ancak önce bir battaniye sarındıÄımdan emin oldum.
âYalan söylemeyeceÄim, Åu an nasıl hissettiÄini bilmiyorum. Eminim o piç yüzünden kendini kötü hissediyorsundur. Ãünkü onu öldürdün, ki bu tamamen harikaydı.â
âİlk kez birini öldürdüÄümde vücudumda bir enerji akıÅı oldu. Yeniden doÄmuÅ gibi hissettim. Daha fazlasını istedim,â dedi, dürüstçe. Sadece baÅımı göÄsüne yasladım.
Killianâın cinayet hikâyelerini yeterince duyduÄum için artık ÅaÅırmıyordum.
âHope, nasılsın?â Kalbimi hâlâ çarptıran adamın tanıdık sesini duyunca derin bir nefes alıp parfümünün kokusunun burnuma gelmesini bekledim.
Koku kanıma girip ruhumu sakinleÅtirince Killianâın kollarında gevÅedim.
âİyiyim,â dediÄimde Killian öfledi. BaÅımı kaldırıp sinirli yüzüne, gri gözlerine baktım.
âHope, Roy ve Romeo bugün geliyor. Bazı beklenmedik sorunlar yaÅadıkları için bizimle kalacaklar,â diye devam etti Enrique.
Bu sırada, doÄrulayım derken baÅımı Killian'ın keskin çenesine çarptım.
âKahretsin, bu acıttı, melek. Ãnünüzde erekte olmak istemiyorum. Bir daha olmazâ¦â diye sızlandı.
Ona ifadesiz bir yüzle baktım. Bu adamın sado mazo fantezilerini yatak odamdan uzak tutması gerekiyordu.
âNeden daha önce söylemedin?â dedim, çarpıÅma yüzünden hâlâ acıyan baÅımı ovuÅturarak.
âBirkaç kez söyledim aslında. Ama bu önemli deÄil. Git elini yüzünü yıka,â diye emretti Enrique.
Yataktan kalkmaya çalıÅırken büyük bir gürültüyle yere düÅtüm.
~Kahretsin, dizlerim çürüyecek.~
âLanet olsun, Enrique. Yatak odasından en son ne zaman çıktı ki?â dedi Killian, aÅırı korumacı bir tavırla.
Beni küçük kız kardeÅi gibi sahiplenmiÅti. Sanırım bir abimin daha olmasını sorun etmezdim.
âSabah kahvaltısı için çıkmıÅtı. Ãncesinde ne zaman ayrıldıÄından emin deÄilim. Hep ofisteyim. Mevcut durumu biliyorsun,â dedi Enrique.
Sadece yere baktım. Durum hakkında soru sormanın herhangi bir cevapla sonuçlanmayacaÄını biliyordum. Ãeteler arasındaki savaÅ hakkında ser verip sır vermiyorlardı.
Birden Killianâın beni yerden kaldırdıÄını hissettim. Beni bir gelin gibi kucaklayıp kapaÄını kapattıÄı klozete oturttuÄu banyoya götürdü.
Sonra Enriqueâye dönüp, âKardeÅim, her Åey yolunda. Sen git iÅini yap. MeleÄe asılmayacaÄımı biliyorsun,â dedi. Enrique cevap olarak baÅını sallayıp ayrıldı.
Killian kıyafetlerimi çıkarmaya baÅladı. Buna artık alıÅmıÅtım. Kat'in burada olmadıÄı ilk hafta boyunca bunu o yapmıÅtı.
O ilk hafta banyo yapmak bir yana yataktan bile çıkmamıÅtım.
Tüm giysilerimi çıkardıktan sonra kucaklayıp küvete bıraktı.
Ãnünde tuhaf bir Åekilde rahat hissediyordum. Belki de nedeni bana aslında hiç bakmamasıydı. Sanki sadece ruhuma bakıyor; çıplak bedenimi fark etmiyordu.
~Suyu ne zaman açtı?~
âBaÅını arkaya yatır,â dedi yumuÅak bir sesle.
DediÄini yaptıÄımda saçlarıma dokunduÄumu hissettim. Saçlarımı Åampuanlayıp kremledikten sonra vücudumu yıkayabilmek için ayaÄa kalkmamı istedi. Ãzel bölgelerime dokunmadan tüm vücudumu yıkadı.
Ãıplak bedenime bakmadan önce geriye doÄru büyük bir adım attı.
âLanet olsun,â deyip bir bebekmiÅim gibi büyük bir havluya sarıp banyodan çıkardı.
âGiyin. Giysiler yataÄın üzerinde,â dedi, sert bir sesle.
BaÅımı kaldırıp ÅaÅkın bir Åekilde yüzüne baktım.~ Neden kızdı?~
SalaÅ bir gömlekle tayt giyip ayaÄa kalktım. Bacaklarım biraz titrese de görmezden geldim.
Sessizce, âTamam, giyindim,â dediÄimde dönüp bana baktı. Rahat rahat giyinmem için son beÅ dakikadır camdan bakıyordu.
âHadi Enrique'nin ofisine gidelim,â deyip nazikçe elimi tuttu.
âNeden?â diye sordum, ÅaÅkın bir Åekilde. Roy ve Romeo ile buluÅmak için alt kata ineceÄimizi sanıyordum.
âÃünkü basiretsiz herif hiçbir Åeyin farkında deÄil,â deyip beni koridor boyunca yürütmeye baÅladı.
~Ne demek istiyor?~
Enriqueânin ofisine girip âSen lanet olası bir moronsun,â deyip bir yumruk attı.
Enrique aÄzındaki kanı tükürmeden önce, âSenin sorunun ne?â diye baÄırdı.
Donup kalmıŠgibi, gözümü bile kırpmadan önümdeki korku filmini izliyordum.
âBenim sorunum ne mi? Benim sorunum çok ama asıl soru ~senin~ ~neyin olduÄu~.~ Hopeâun yemek yemediÄini görmüyor musun? Yalan söylediÄini görmüyor musun?â diye baÄırıp korkudan birkaç adım geri gitmeme neden oldu.
Aslında hiç yalan söylememiÅtim. Sadece, cevap vermek yerine kafa sallıyordum. Sonuçta kafa sallamak çok Åey ifade edebilir. Ayrıca yataktan kalkamayacak kadar yorgun ve iÅtahsızdım.
âLanet olsun, Hope. Kendi baÅına bir Åey yapamıyor musun? Her saniye seni izleyemem. Düzinelerce çete yok edilmeye devam ediyor. Seni önemsiyorum ama aynı zamanda insanlarımın hayatlarını da önemsiyorum,â dedi Enrique.
Gözleri öfkeyle doluydu. Ãok öfkeliydi. Onu kızdırdıÄım için bana öfkeliydi. Hepsi benim hatamdı. Haddimi bilip normal kulüp alanında kalmalıydım.
Ama Antonio'ya saygısızlık etmenin bedelini ödemiÅtim, deÄil mi? Peki Enrique'e saygısızlık etmiÅ miydim? Bir daha incinmek istemiyordum. Yeterince incinmemiÅ miydim? Bana her Åeyin yolunda olduÄunu, bunun benim suçum olmadıÄını söylerken yalan mı söylüyordu? Benim de canımı yakacak mıydı?
âHayır, hayır, hayır. Lütfen, bir daha olmaz,â diye baÄırıp, koÅarak odadan çıktım. Artık bu acıyı hissetmek istemiyordum.
âAma sen bunu hak ediyorsun.â
~Hayır. Burada olamaz. O öldü. Yoksa ölmedi mi?~
Midemin aÄzıma geldiÄini hissedince banyoya koÅtum. İçim dıÅına çıkacak gibiydi. BoÅ bir mideyle kusmaya çalıÅırken gözlerim yaÅardı.
Birden arkamda beliren Killian, âÅÅ, buraya gel,â dedi.
Bana teselli veren tek kiÅi oydu. Aklından ne geçiyorsa onu söyleyen biri olduÄu için yalan söylemeyeceÄini biliyordum. Bense onsuz hayatta kalamayacaÄımı düÅünen bir bencildim.
âEnrique pisliÄin teki olduÄu için üzgünüm ama Åu an olup biten her Åeye raÄmen yine de çabalıyor,â dedi Killian, yumuÅak bir sesle. Ne kadar saklamaya çalıÅsa da Enriqueâye kızgın olduÄunu anlayabiliyordum.
Daha fazla kusamayacaÄımı anlayınca, midemden teknik olarak hiçbir Åey çıkmamıŠolmasına raÄmen diÅlerimi fırçaladım.
Banyodan çıkarken, âBuraya gel,â diyen Killian ile göz göze geldim.
Zamanını daha fazla çalmak istemesem de beni yalnız bırakıp gitmeyeceÄini biliyordum.
Ãok garipti. Onu sadece üç haftadır tanıyor olmama raÄmen yıllardır tanıyormuÅum gibi hissediyordum. Hayat hikâyesini dinlediÄimde nutkum tutulmuÅtu.
Tek ailem dediÄi abisiyle büyümüÅtü. Ebeveynlerinin iÅlerinin küllerinden kendi imparatorluklarını kurmuÅlardı.
Yakasını bırakmayan saldırganlık sorununu kötü adamlara iÅkence ederek kontrol etmeyi öÄrenmiÅti. Yani, öÄrendiÄini iddia ediyordu.
Killian gerçekten eÅsiz bir insandı. Ailesine karÅı inanılmaz yumuÅak ve Åefkatli olurken kendisine ya da sevdiklerine zarar veren insanlara bu kadar sadistçe davranabilen birini kolay kolay bulamazdınız.
Kollarına gittiÄimde beni kucaÄına alıp baÅımı göÄsüne yasladı. Kalbi hep uykudaymıŠya da dinleniyormuÅ gibi yavaÅ atıyordu. Normal bir insanın kalbi gibi deÄildi.
âSanırım arkadaÅların geldi,â dedi.
Bunu bu mesafeden nasıl duyduÄunu sorgulamaya bile çalıÅmadım.
Yürümeme izin vermesini istememe raÄmen dıŠkapıya kadar kucaÄında taÅıdı.
âHope! dedi Roy hem heyecanlı hem de son derece kısık bir sesle.
Killian'ın göÄsüne hafifçe vurup ben indirmesini istedim. BaÅta daha da sıkı tutsa da sonra isteksizce yere bıraktı.
Tam âNeden sessiz konuÅuyorsunuz?â diye soracaÄım sırada Roy eliyle aÄzımı kapattı.
âBazı beklenmedik sorunlar çıktı. Daha doÄrusu Åu an arkamızda uyuyorlar,â deyip Romeo ile birlikte kenara çekildi.
BakıÅlarım ikiz bebek arabasındaki iki küçük erkek çocuÄuna indi. Ãnce yüzü uzun, sarı saçlarıyla kaplı büyük bebeÄe odaklandım. En fazla bir yaÅında olmasına raÄmen inanılmaz uzun saçları vardı.
Yanında daha küçük bir bebek vardı. Cinsiyeti bir bakıÅta anlaÅılamayacak kadar küçük olsa da âerkekâ yazılı kıyafetinden erkek olduÄu anlaÅılıyordu.
âNasıl?â diye sordum, ÅaÅkınlık içinde. Roy çocuk evlat edinmeyi düÅünmediÄini söylemesine raÄmen Åimdi yanında iki çocuk vardı.
âOnlar benim kardeÅlerim,â dedi.
SarıÅın çocuÄa baktım. Royâun ebeveynlerinin ikisi de koyu renk saçlıydı. Bu nasıl olabiliyordu?
âAnnemle babam bir araba kazasında öldüler,â deyip baÅını eÄdi. Ailesiyle sorunlar yaÅamıŠolsa da onları seviyordu.
Kollarımı boynuna dolayıp sımsıkı sarıldım. Kalbinin ne kadar hızlı attıÄını duyabiliyordum. Neden kötü Åeyler iyi insanların baÅına geliyordu?
âSorun deÄil, Hope. Ailemi on yıldır görmemiÅtim. Babamdan olmalarını umduÄum iki çocukları daha olduÄunu bilmiyordum,â dedi.
Gününü daha fazla mahvetmek istemediÄim için sadece dik dik baktım.
âArtık bizimle kalıyorsunuz, deÄil mi?â dediÄimde gülümseyerek baÅını salladı. Ona bir kez daha sarıldıktan sonra Romeo'ya sarıldım.
âBu arada, neden kolumda dövme var?â dediÄimde ikisi de sessiz kahkahalara boÄuldular.
~Salaklar!~
âBu Killian, Enrique'nin eski benim de yeni arkadaÅım. Killian, Roy benim en iyi arkadaÅım. Bu da erkek arkadaÅı Romeo,â deyip belli belirsiz gülümsemem Killian'ı daha da çok gülümsetti.
Uyuyan iki meleÄe yaklaÅıp âPeki, yeÄenlerimin isimleri ne?â diye sordum.
âBüyük olan Thanatos. Bir yaÅına daha yeni girdi. Küçük olan Levi. Haziran ayında doÄdu,â dedi Romeo.
Artık ailemizin bir parçası olan iki çocuÄa bakarak gülümsedim.
Merdivenlerden inen Enrique yüksek sesle, âRoy, Romeo, ikinizi tekrar gördüÄüme çok sevindim,â deyince hepimiz ters ters baktık.
Saniyeler sonra önce Levi, ardından da Thanatos aÄlamaya baÅladı. Ben bana yakın olduÄu için Thanatos'u kucaÄıma alırken, Romeo da Levi'yı kucakladı.
AÄlayan meleÄi sakinleÅtirmek için tatlı sözler fısıldadım. Birkaç dakika sonra kardeÅi gibi o da sakinleÅip mavi gözlerini gözlerime dikti.
~Tanrım, çok güzel.~
Killian, Thanatos'a bakarak, âÃocuklarınız çok yakıÅıklı. Ãok canlar yakacaklar,â deyip güldü. Levi da abisine benzerse ikisi de manken gibi olacaklardı.
Enrique, âKillian, sakın!â deyince herkes dehÅet içinde ona baktı. Killian'ın küçücük bir çocuÄa bir Åeyler yapacaÄını mı ima ediyordu?
âBen bir psikopat olabilirim ama bir pedofil olmayı deÄil bütün pedofilleri öldürmeyi tercih ederim,â dedi Killian, gülerek. Yine de gözündeki ıÅıltı biraz söndü.
Killian kendisi farkında olmasa da Enrique'yi örnek alıyordu. Enrique onun için ikinci bir abi gibiydi.
Odadaki gerginliÄi azaltmak için aklıma gelen ilk Åeyi söyleyip, âHadi yemek yiyelim,â dedim. Killian ve Enrique hemen kafa sallayınca hepimiz mutfaÄa gittik.
Claireâi görünce âMerhaba, Claire,â deyip sarıldım. Bana kocaman bir gülümsemeyle baktı. Sonunda yataktan çıktıÄım için çok mutluydu.
Hepimiz masaya geçtikten sonra, Thanatos elinde bir oyuncak ayı ile etrafta koÅturup agucuk gugucuk sesler çıkarmaya baÅladı.
Ãnümde bir tabak görünce gergin bir Åekilde yutkundum. Son zamanlarda günde bir çikolatadan fazlasını yememiÅtim. Son üç haftadır istediÄim tek Åey buydu.
BalıÄın kokusu öÄürmeme sebep olunca öksürerek kamufle etmeye çalıÅtım. Herkes yemeÄine gömülmüŠolmasına raÄmen Roy fark etti.
YemeÄe boÅ gözlerle bakıp öylece oturmama daha fazla dayanamayınca aÄzıma bir çatal balık uzattı.
En baskın sesiyle, âİyi bir kız olup ye,â dedi.
âCiddi misin?â der gibi baktım. Küçük bir gülümsemeyle omuz silkip çatalı uzatmaya devam etti.
AÄzımı açıp balıÄı aÄzıma aldım. ÃiÄnemeye baÅladıÄımda aslında ne kadar acıktıÄımı hissedip hemen çatalımı kaptım.
TabaÄımdaki her Åeyi silip süpürmek için bir saniye bile beklemedim. BitirdiÄimde masaki herkes gülümsüyordu.
KusacaÄımı anlayınca, âKahretsin,â deyip masadan kalktım. Bugün ikinci kez, titrek bacaklarımla tuvalete koÅuyordum.
Birinin sessizce küfrederek peÅimden geldiÄini duydum.
ÃÄle yemeÄimin tamamını çıkardıÄımda Enrique âAl,â deyip bir mendil uzattı.
~Sanırım üç haftalık açlıktan sonra bu kadar yemek çok iyi bir fikir deÄildi.~
AÄzım bir gargara ile çalkaladıktan sonra herkesin endiÅeyle bana baktıÄı mutfaÄa döndüm.
Enrique, âHerkes çıksın. EÅimle konuÅmak istiyorum,â diye kükreyince Claire dâhil herkes sanki hiç orada bulunmamıÅlar gibi anında yok oldular.
Enriqueânin cevabını öyle ya da böyle alacaÄını düÅününce yutkundum.
Yanıma yaklaÅıp, âÅimdi, bana sorunun ne olduÄunu söyle,â dedi.
Onun dıÅında bir yere bakmaya çalıÅsam da çenemi kaldırıp gözlerine bakmaya zorladı.
Killianâa da sık sık söylediÄim gibi, âBunun hakkında konuÅmak istemiyorum,â dedim. Konunun kapanmayacaÄını biliyor olsam da en azından daha iyi bir cevap bulmak için zaman kazanabilirdim.
Enrique biraz daha yaklaÅarak, âBir daha dene,â dedi. Åimdi boynumu biraz daha sıkı tutuyordu.
âİyiyim,â dediÄimde bunu yemediÄini göstermek için bir adım daha yaklaÅtı.
âSon Åansın...â Åimdi sadece birkaç santim uzaÄımdaydı.
Boynumu biraz daha eÄdiÄi için karanlık bakıÅlarını görebiliyordum. O an nedensiz yere gözlerimin dolduÄunu hissettim. Son zamanlarda çok duygusallaÅmıÅtım.
İlk gözyaÅım yanaÄıma süzülmeden önce, âBenim hatam,â diye fısıldadım.
Bunu duyunca sinirlendi. â'Bu senin suçun deÄil,' dememe raÄmen hâlâ anlamıyorsan B planına geçip, seni becererek zorla anlamanı saÄlayacaÄım,â dedi.
Birden dudaklarıma yapıÅtıÄında Åok olmama raÄmen gözlerimi kapatıp karÅılık verdim.
AÄzıma hükmeden diline meydan okuyacak enerjiyi bile bulamadıÄım için ellerimi geniÅ omuzlarına dolayıp kendimi ona bıraktım.
Birden onu daha fazla hissetmek isteyip kemerini çözmeye baÅladım. Tenlerimizin arada hiçbir engel olmadan birbirine deÄmesini istiyordum.
Geri çekildiÄinde nefes nefeseydim. TiÅörtümü ve kolayca inen taytımı çıkarmaya baÅladıÄında sadece onu izledim.
GömleÄinin ucundan tutup baÅından çıkararak kaslı gövdesine baktım.
~Lanet olsun, bunu özlemiÅim.~
Ona bir Åeker kamıÅıymıŠgibi bakıp dudaklarımı yaladım. Vücudunu boydan boya yalayıp yutmak istiyordum.
~Ruh hâlimdeki bu ani deÄiÅimler de neyin nesi? Niye son üç haftadır depresyonda olan ben deÄilmiÅim gibi azgın hissediyorum? Lanet olası hormonlar!~
Ãabucak kot pantolonunu indirdim. Baksırından belli olan ereksiyonundan beni ne kadar arzuladıÄını görebiliyordum.
Ãıplak bedenime bakarak, âNe istiyorsun, tigre,â diye fısıldadı. Bugün iç çamaÅırı giymek istememiÅtim. Hiçbir anlamı yoktu.
âSenin güzel, sapkın prensesinmiÅim gibi becermeni istiyorum,â dedim. Açık sözlülüÄümden ben bile dehÅete düÅmüÅtüm. Muhtemelen bir süredir kurduÄum en uzun cümleydi.
DüÅüncelerim ateÅli bir öpücükle bölündü. Enrique beni kucaklayıp soÄuk tezgâhın üzerine yatırdıÄında sırtımdaki bütün tüyler diken diken oldu.
âSevgilim...â
ÃpüÅmeyi bırakıp geri çekildim. Enrique'yi uzaklaÅtırmaya çalıÅsam da daha da sıkı tuttu. Elinde bir elmayla aÄzı kulaklarına vararak gülen Killian'a ters ters baktım.
Killianâı fark eden Enrique âSen canına mı susadın?â dedi.
Sırıtmaya devam eden Killian Enrique'ye meydan okur gibi baktı.
âSadece bir elma alıyordum,â dedi gülerek ama Enrique'nin ölümcül bakıÅlarına daha fazla dayanamadı.
Enriqueâyi bir an önce içimde hissetmek istediÄim için, âSiktir git, Killian,â diye homurdandım.
Killian çıkmadan önce bana göz kırpıp sırıttı.
Tam bir Åey söyleyeceÄim sırada Enrique yine dudaklarıma yapıÅtı. Baksırına sürtünürken hayatımda ilk kez kıyafetlerin ne kadar gereksiz bir icat olduÄunu düÅünüyordum. Tek istediÄim onu yakından hissetmekti.
Beni yavaÅ yavaŠöpmeye baÅladıÄında daha hızlı sürtünmeye baÅladım. Hareketlerinin yavaÅlıÄı onu daha çok istememe neden oluyordu.
Nasıl hissettiÄimi, ne istediÄimi göstermek için elimden geleni yapıp, âBeni. Ãıldırtmayı. Bırak,â dedim.
Sonunda istediÄimi verip tek hamlede içime girdiÄinde acıdan haykırdım. Ama umurumda bile deÄildi. Daha fazlasını istiyordum.
âBeni hayatın buna baÄlıymıŠgibi becer,â dediÄimde Åımarık bir Åekilde sırıttı.
Penisini her seferinde daha derine iterek yavaÅça hareket etmeye baÅladı. YavaÅ hareketlerinin çektirdiÄi iÅkenceden titriyordum.
Dudaklarımız tekrar birleÅmeden önce kollarımı boynuna dolayıp kendime çektim. Tempoyu hızlı ve sert bir hâle getirmeye çalıÅtıÄımda hareket etmeyi bıraktı.
âSabırlı ol, tigreâ¦â
Sadece içgüdülerimi dinleyip yüzüne bir tokat attım. Eskisinden daha karanlık bakan gözleri öfkeyle doldu.
Tekrar içime girmeden önce, âHope, Hope, Hope... Canavarı uyandırmaman gerektiÄini bilmiyor musun?â deyip sırıttı.
Zevkten baÅımı arkaya attım. Hızını artırmadan önce hızla geri çekilip tekrar girdi.
Bir yandan da boynumu öpüyor, ısırıyor, emiyordu. Her yanımda morluklar oluÅacaÄından emin olsam da umursamayacak kadar iyi hissediyordum.
Acı ve zevk birbirine karıÅırken kendimden geçip her Åeyi unuttum. Karnımda o tanıdık baskının biriktiÄini hissedince yakında boÅalacaÄımı ve kendimi hiçbir Åekilde tutmayacaÄımı biliyordum.
Vücudum çok duyarlı olduÄu için evdeki herkesin duyduÄu gerçeÄini umursamadan çıÄlık atmaya devam ediyordum.
Tek umursadıÄım Åey, durmak bilmeden içime giren adamın hissettirdiÄi katıÅıksız zevkti.
Bacaklarım titremeye baÅladıÄında baÅımı omzuna koyup haykırarak orgazm oldum. Ben zevkten titremeye devam ederken o da içime girmeye devam etti.
Kusursuz yüzünü görebilmek için baÅımı kaldırdım.
Kasları her darbede geriliyor, bana zarar vermemek için kendini kastıÄında kollarındaki damarlar patlayacak gibi görünüyordu.
GöÄsü tıpkı benimki gibi terle kaplıydı. Hızlı hızlı nefes alıyordu.
Kara gözlerinde tanımlayamadıÄım duygular vardı. Aralık dudaklarını görünce dudaklarımı yavaÅça yüzüne yaklaÅtırdım.
YavaŠöpücüÄüm sert temposuna uymasa da umurumda deÄildi. Sadece onu daha yakından hissetmek istiyordum.
Penisinin büyüyüp kasılmaya baÅladıÄını hissettiÄimde doruÄa yaklaÅtıÄını anladım. Ãok yorgun olmama raÄmen daha çok keyif alması için kalçalarımla daireler çizmeye baÅladım.
Dudaklarından inanılmaz bir inilti koptu. İnlemesinden titreyip ona zevk vermeye devam ettim. Kısa süre sonra o da orgazm oldu.
Sperminin içime dolduÄunu hissettiÄimde zevkten inledim; boÅaldıÄını görmek beni neredeyse tekrar orgazm etmiÅti.
O an aklıma ilk gelen Åeyi söyleyip, âSeni seviyorum,â diye fısıldadım.
AÄzımdan çıkan Åeyi fark edince dehÅete kapıldım. Sözlerimi algılamaya çalıÅırken ÅaÅkın gözlerle yüzüme baktı.
DuymamıŠolmasını umuyordum.
Ama duymuÅtu.
Fal taÅı gibi açılmıŠgözlerle, sanki az önce dünyanın en tuhaf Åeyini duymuÅ gibi bakıyordu. Muhtemelen de dünyanın en tuhaf Åeyiydi. Nefret etmeye yeminli olduÄum adama onu gerçekten sevdiÄimi söylemiÅtim.
Yanaklarımın utançtan kıpkırmızı olduÄunu hissettim. Yüzümü saklamaya çalıÅsam da Enrique bana bakmaya devam ediyordu.
Hayatımın en büyük hatasını yaptıÄımı anlayınca gözlerim doldu. İtirafım karÅısında ÅaÅkına dönmüÅ, belki de kafası allak bullak olmuÅtu.
Aynı duyguları paylaÅmadıÄını biliyordum. Kahretsin, bu iki kelimeyi söyleyene kadar ona olan duygularımın farkında bile deÄildim.
â~Yo también te amo~,â diye fısıldadı.
Tekrar ona baktım. İspanyolca bilmememe raÄmen ne dediÄini anlamıÅtım.
DuyduÄuma inanamamıŠgibi, âNe?â deyip yalan söyleyip söylemediÄini görmek için gözlerinin içine baktım. Yalan söylemiyorduâ¦
Daha yüksek sesle, âSeni seviyorum, prenses,â dedi.
Nasıl cevap vereceÄimi bilemediÄim için bütün hislerimi bir öpücüÄe döktüm.
Tekrar hareket etmeye baÅladıÄında dudaklarının arasına inledim. Bu sefer daha yavaÅ olsa da aynı derecede iyi hissettiriyordu. Ne yaptıÄını biliyordu; sürekli doÄru noktaları bularak inlememe sebep oluyordu.
Bir Åeye deÄdiÄimi hissedince gözlerimi açıp siyah çarÅaflı yataÄımızda olduÄumu gördüm. Beni buraya taÅıdıÄını nasıl fark etmemiÅtim?
Hâlâ içimdeydi. Sadece fiziksel olarak deÄil duygusal olarak da baÄlandıÄımız için yavaÅ hareket ediyordu. Bu, hislerimizi ilk defa kabullenip ilk defa itiraf ediÅimizdi. Sonunda kendimi tamamlanmıŠhissediyordum.
Ne kadar uzun sürdüÄünü bilmediÄim bir sürenin sonunda aynı anda orgazm olduk. Ben hafifçe titrerken o da öpücükleriyle çıÄlıklarımı bastırmaya çalıÅıyordu.
YavaÅça içimden çıktıÄında isyan eder gibi sızlandım. Sadece kıkırdayıp banyoya gitti. Birkaç dakika sonra geri döndüÄünde beni kucaÄına aldı.
Banyoya taÅıyıp tezgahın üzerine oturttu. Küvete dolan suyun sesi eÅliÄinde birbirimize baktık.
âBelki de bir mutlu sonu hak ediyorum,â diye fısıldadı.
Yüzündeki acı ifadeyi görmeme raÄmen hiçbir Åey söylemedim. Zamanı gelince kendisi söyleyecekti. Bu yüzden sadece sarıldım.
Beni tekrar kucaklayıp yavaÅça küvete bıraktıÄını hissedene kadar o Åekilde kaldık.
Tenim sıcak suyla temas ettiÄinde hafifçe inledim. Enrique arkama geçip göÄsünü sırtıma yasladıÄında bir anda her Åey doÄru geldi. BirlikteliÄimiz doÄruydu; biz doÄruyduk.
Bedenimi okÅayıp yumuÅak bir keseyle yıkamaya baÅlamadan önce saçlarımı yıkadı. İkimizi de daha fazla tahrik etmemek için inlemelerimi bastırdım. Åu an daha fazla bir Åey yapamayacak kadar yorgundum.
Banyomuz bittiÄinde beni yumuÅak bir havluya sarıp küvetten çıkmama yardım etti. Hâlâ aÄrım olduÄu için bir aÄrısı kesici almak için yavaÅ adımlarla ilaç dolabına gittim.
âİyi misin?â
Tebessüm ederek baÅımı salladım. Enrique muhtemelen bize kıyafet getirmek için banyodan çıktı.
Onlarca hap ÅiÅesini incelerken elim bir Åeye çarptı. Tableti elime alıp ne hapı olduÄuna bakınca neye uÄradıÄımı ÅaÅırdım.
DoÄum kontrol hapıydı.
Neredeyse hiç eksilmemiÅ bir doÄum kontrol hapı.
Midem tekrar bulanmaya baÅlayınca, âLanet olsun,â diye mırıldandım.
Midemde hiçbir Åey olmadıÄı için kusamayacaÄımı bilsem de emin olmak adına yine de tuvalete koÅtum.
ÃÄürdüÄümü duyan Enrique koÅarak banyoya gelip, âNe oldu?â diye sordu.
~Ona söylemeli miyim? Ya kızarsa? Ne yapacaÄımı bilmiyorum.~
Aklıma üÅüÅen sorular baÅımı döndürdü. AyaÄa kalktıÄımda dizlerimin büküldüÄünü, gözlerimin karardıÄını hissettim.
Yere yıÄılmadan önce düÅündüÄüm son Åey,~ Lanet olsun, bayılmak için harika bir zaman,~ oldu.