HOPE
MüthiÅ rüyamdan sonra, Enrique'nin duÅtan çıkmasını bekleyip kızarmıŠyüzümle ıslanmıŠiç çamaÅırımı görmemesi için o çıkar çıkmaz içeri girdim.
İÅim bitince her zamanki gibi doÄum kontrol hapımı içip kahvaltının servis edildiÄi üst güverteye çıktım.
Bir gariplik hissedip denizin olması gereken yere bakınca Cannes Limanıânda olduÄumuzu görüp sevinçten havaya zıpladım.
Matt ve Enriqueânin neredeyse huzur içinde kahvaltı ettiklerini görünce rüyamı hatırladım. O talepkâr halleri aklıma gelince bacaklarımı sıktım.
Aklımdaki görüntüler sanki gerçekte yaÅanmıŠgibi canlıydı.
âGünaydın,â dediÄimde yüksek ve gür çıkmasını beklediÄim sesim neredeyse bir fısıltıdan farksızdı.
BakıÅlarını bana çevirdiklerinde biraz gerildiklerini fark ettim.
İlk âGünaydın,â diyen Matt oldu.
Ardından Enrique de âGünaydın,â dedi. Masaya geçmeden önce kimin yanına oturmam gerektiÄini düÅündüm.
Güvenli seçeneÄi tercih edip Mattâin yanına oturduÄumda Enrique biraz daha gerildi. YanlıŠkararı verdiÄimi bilsem de bunu belli etmeyecektim.
Kahvaltımı etmeye baÅladıÄımda Enrique ile Matt önümüzdeki iki gün boyunca burada kalacaÄımızı söylediler.
Aklımda hemen bir plan belirdi. Ãnce alıÅveriÅe gidecek, sonra da Enriqueâye iradesini kaybettirip kendisiyle seviÅmesini saÄlayacak birini bulacaktım.
Bu kızın nasıl görüneceÄini Åimdiden tasarlamıÅtım. Enrique'nin normalde herkesi becerebileceÄini bilsem de Åu anki koÅullarda baktıÄında bile penisini titretecek birine ihtiyacı vardı. Benden çok daha iyi birine.
AyaÄa kalkıp, âÅimdi alıÅveriÅe gidiyorum. Matt de benimle geliyor,â dedim.
Enrique hemen itiraz edip, âHayır, yanına baÅka birini vereceÄim,â dedi, zehirli bir ses tonuyla.
Onunla aynı fikirde olamayacak kadar inatçıydım. Geri çekileceÄini umarak dik dik yüzüne baktım ama hiçbir Åey söylemedi.
O an ne oldu bilmiyorum. Sanırım hormonlarım ve bastırdıÄım duygularım bir anda birbirine karıÅıp bir Åeyleri tetikledi.
âO benim lanet olası korumam, Enrique. Bir an önce kendine gelip Mattâin her zaman yanımda olacaÄı gerçeÄini kabullen.â
âHayatım istediÄi her Åeyi sorgusuz sualsiz elde eden bir mafya ile sırf bencilliÄi yüzünden hayatım boyunca bana yalan söyleyen babam tarafından mahvedildiÄinde yanımda bir kiÅi hariç kimse yoktu.â
âPeki o bir kiÅi kimdi biliyor musun?â Beni biraz sakinleÅtireceÄini umarak derin bir nefes alsam da olmadı. BaÅladıÄım Åeyi bitirmem gerekiyordu.
âEvet, doÄru. Matt yanımdaydı. Tekrar ayaÄa kalkmama, kendimi nasıl savunmam gerektiÄini öÄrenmeme yardım etti.â
âAilenin sadece kan baÄı anlamına gelmediÄini, insanın bazen kan baÄı olmayan biriyle ailesinden bile daha yakın olabileceÄini öÄretti.â
Artık gerçekten baÄırıyordum. Gözlerim farkında bile olmadıÄım gözyaÅlarımdan bulanıktı.
âBu yüzden çeneni kapatıp arkadaÅımı yanımda tutmama izin ver. Yeterince Åey yaptın, bu yüzden o rahat hayatını yaÅamaya geri dön!â dedim, baÄırmaktan çatallanmaya baÅlamıŠsesimle.
Enrique'nin cevabını beklemeden Matt'in elinden tutup arkama çektim. Ayakkabılarımı mümkün olduÄunca hızlı bir Åekilde giyip para ve kredi kartlarımın olduÄu çantamı aldım.
âHopeâ¦â Arkamda Matt'in umutsuz sesini duydum. Kasabaya inmek üzere olsam da önce söyleyeceklerini duymak istedim.
YavaÅça arkama döndüÄümde mahcup yüzüyle karÅılaÅtım. Elindeki mendili görünce hafifçe gülümsedim.
Hiç tereddüt etmeden boynuna sarıldım. O da aynısı yaptıÄında sıcaklıÄı evimi hatırlatıp sakinleÅmemi saÄladı. Åu an muhtemelen çok ÅapÅal görünüyor olsak da umurumda deÄildi.
âTamam. Åimdi biraz üstünü baÅını düzeltelim. İstismardan hapse atılmak istemiyorum,â diye takıldıÄında ince düÅünceliliÄini takdir ettim.
Yatın içine girip, çabucak elimi yüzümü yıkadıktan sonra biraz rimel ve ruj sürdüm. Aynaya bakınca gözlerimin aÄlamaktan kızarmıŠolduÄunu fark ettim ama düzelmesi için beklemekten baÅka çare yoktu.
Sonunda dıÅarı çıktıÄımda, âTamam. Hadi gidelim,â dedim.
Yatın yan tarafındaki küçük merdivenlerden aÅaÄı inip beton zemine adım attım. Kahretsin, daha iki gün olmasına raÄmen yere basmayı özlemiÅtim.
Yatın yanında yürümeye baÅladık. Buradan gerçekten daha etkileyici görünüyordu. Ãstünde yazan ismi görünce aÄzım açık kaldı.
~Spero~
Yani, Hopeâ¦
Enrique yatına benim yüzümden mi bu ismi vermiÅti? Yoksa sadece Latince âhopeâ kelimesini sevdiÄi için mi? Aklımdan pek çok ihtimal geçti.
Mattâin âEvet. Åu an ne düÅündüÄünü biliyorum,â dediÄini duydum. Bunun bir rüya ya da hayal gücümün ürünü olmadıÄından emin olmak için gözlerimi kırpıÅtırdım.
ÅaÅkın bir Åekilde âNeden?â diye sordum. Artık ne düÅüneceÄimi bilmiyordum. Jesti tatlı olsa da Enrique tatlı deÄildi.
âİlk gördüÄümde ben de en az senin kadar ÅaÅırmıÅtım. Sanırım sana karÅı düÅündüÄünden daha fazla Åey hissediyor,â dedi Matt, yanıma gelirken.
Ne söyleyeceÄimi bilemediÄim için sadece baÅımı salladım. Ardından alıÅveriÅ merkezine doÄru yola çıktık.
***
Bir Philipp Plein maÄazası olan son dükkâna girdiÄimizde Mattâin elinde yeni kıyafetlerle dolu bir sürü çanta vardı. Ayrıca benimkiler kadar çok olmasa da kendine de birkaç Åey almıÅtı.
MaÄazanın içine girmek cennete girmek gibiydi. IÅıl ıÅıl parlayan giysiler satın alınmak için adeta yalvarıyorlardı.
Normalde alıÅveriÅe meraklı biri deÄildim. Bunun yerine daha faydalı iÅler yapmayı tercih ederdim ancak Åu an hâlâ hormonlarımın etkisinde olduÄum için alıÅveriÅ maÄazaları en iyi arkadaÅlarım oluvermiÅlerdi.
Otuz dakikalık bir bakma, deneme, karar verme sürecinden sonra on bin avroluk bir alıÅveriÅ yapmıÅtım.
Bu kadar parayı bir hiç için harcadıÄımı düÅünerek iç çektim. Gerçi Philipp Plein'ı en az benim kadar seven Kat'e de birkaç Åey almıÅtım.
Tam dıÅarı çıkmak üzereyken birinin adımı söylediÄini duyup, arkama dönünce eski arkadaÅım Ruby'nin tanıdık yüzüyle karÅılaÅtım.
Babam Fransaâya gittiÄinde Rubyânin babası ile çalıÅırdı. Åimdi düÅününce, muhtemelen onun babası da mafyaydı.
Küçükken onu gerçekten sevdiÄim için samimi bir Åekilde gülümsedim ama tanınmayacak kadar deÄiÅmiÅti.
On beÅ yaÅındayken yüzünü pek hoÅ göstermeyen kocaman gözlüklerle diÅ telleri takıyordu. Saçları ile ilgilenmeyi sevmediÄi için hep kısa modeller kullanırdı.
Onu tanımamı saÄlayan tek Åey eskisi gibi sakin, kendinden emin olan sesi ve safir mavisi gözleri oldu.
Vücudunu incelerken herhangi bir erkeÄi rahatça tavlamasını saÄlayabilecek mükemmel bir kum saati figürüne sahip olduÄunu fark ettim. Sanırım gözlüklerini yerini de kontakt lensler almıÅtı.
Åu an uzun olan kızıl saçlarında muhteÅem bukleler vardı. Mükemmel makyajı ne çok fazla ne de çok azdı. Mükemmel Åekilli, dolgun dudaklarını ortaya çıkaran kırmızı ruju görünümünü tamamlıyordu.
Ona sarılıp âMerhaba,â derken içimde bilinmeyen bir duygunun küçük kıvılcımı çaktı. Ruby gerçekten güzeldi. Yan yana yürüsek kimse dönüp bana bakmazdı. Bu histen nefret ettiÄim için yutkundum. Ancak birden kafamda bir ÅimÅek çaktı.
EÄer bir çizgi filmde olsaydık Åu an baÅımın üzerinde dünyanın en büyük ampulü olurdu. GörünüÅte sebepsizce sırıtıyor olsam da aslında müthiÅ planımı düÅünüyordum.
Ve Ruby planım için mükemmeldiâ¦
âNasılsın?â diye sorduÄunda mükemmel planımı düÅünmeyi bıraktım.
âİyiyim. Liseyi daha yeni bitirdim. Peki ya sen?â diye sordum, en az onun kadar coÅkulu bir Åekilde. Her zaman dıÅa dönük, nazik biri olmuÅ olsa da bazı özelliklerinin deÄiÅmiÅ olabileceÄinden emindim.
EÄer çok nazik olursa insanlar onu ezip geçebilirdi. Hayat bazen boktan bir Åeydi.
âEvet. Ben de iyiyim. Birkaç ay önce mezun oldum. İstersen bir restorana gidip biraz oturalım,â dedi.
Bu, planım için mükemmel aday olup olmadıÄını görmek için harika bir fırsattı.
Havadan sudan konuÅarak yürümeye baÅladık. Bir ara Matt'in hemen arkamızda olduÄunu hatırlayıp ikisini tanıÅtırdım.
Mattâten biraz uzaklaÅtıÄımızda Ruby Enrique yerine onunla takılıp planı bozmasın diye Mattâin kadınlarla ilgilenmediÄini söyledim. Takılma iÅini daha sonra da yapabilirlerdi.
Sonunda çok sessiz, sakin bir restoran bulduk. Masaya geçtiÄimizde garson hemen menülerimizi getirip bir Åey isteyip istemediÄimizi sordu.
Sadece su isteyip âTeÅekkürler,â dedik.
ÃÄle yemeÄinin geri kalanı sorunsuz geçti. Ruby ile ben son dört yılda neler olduÄu hakkında konuÅtuk. Ona hikâyemi anlattım. Gerçekte ne kadar mutsuz olduÄumu anlamasın diye içine biraz romantizm ekledim.
Matt yüzüme âPiÅman olacaÄın bir Åey yapma,â der gibi bakıyordu.
PiÅman olmayacaÄımı biliyordum. Güzel, bekâr, dıÅa dönük Ruby mükemmeldi. Mafyatik tiplerin yanında nasıl davranacaÄını biliyordu.
Ayrıca farkında olmadan onları buluÅturabileceÄim yer hakkında da fikir vermiÅti. Bu gece, aslında hepsi mafya olan seçkin âiÅ adamlarıâ toplantısı vardı.
Enrique'nin gideceÄinden emindim. Nick'e gelmemesini söylediÄim için ailemi temsilen ben gidecektim.
Ruby ile yatın olduÄu yere kadar yürüyüp akÅam görüÅeceÄimizi söyleyerek vedalaÅtık. Sonra telefon numaralarımızı alıp ayrı yollara gittik.
Saate bakıp dört olduÄunu gördüm. Bu da hazırlanmak için beÅ saatim olduÄu anlamına geliyordu. Ailemin en iyisi olduÄunu göstermek zorundaydım.
Bu tür toplantılara daha önce de katılsam da gerçekte ne hakkında olduklarını hiç bilmiyordum. Oraya sadece iÅ için deÄil gösteriÅ yapmaya da giderdik.
Böylece ne kadar güçlü olduÄumuzu gösterirdik ve Åu an tam bu iÅe uygun bir elbisem vardı.
Neyse ki sabahtan beri görmediÄim pislik Enrique uÄraÅmak zorunda kalmadan rahat rahat hazırlanabilecektim.
Saat tam dokuzu gösterdiÄinde gitmeye hazırdım. Aynaya bakıp mümkün olan en iyi Åekilde giyindiÄimden emin oldum. Bu tür etkinlikler için özel olarak yapılmıŠbir Philipp Plein elbisesi giyiyordum.
Sıradan insanlar için deÄildi. Tam istediÄim gibi siyah olsa da tasarımı nefes kesiciydi.
D-cup göÄüslerimi mükemmel bir Åekilde saran dekolteli üstü ve yerlere kadar inen eteÄiyle sıradan bir gece elbisesinden çok daha iyi görünüyordu. Ayrıca sol tarafında bronz bacaÄımı kalçama kadar gösteren uzun bir yırtmacı vardı.
Arka kısmı elmas Åeritlerle kaplı olduÄu için sırtımın büyük bir kısmı açıktaydı.
Saçlarımı ekstra hacimli göstermek için büyük bukleler, yeÅil gözlerimi ortaya çıkarmak için de dumanlı göz makyajı yapmıÅtım. Dudaklarımda rengi kaliteli bir Åaraba benzeyen, koyu kırmızı bir ruj vardı.
Boynumu statümle gücümü göstermek istercesine elmaslarla süslemiÅtim. Artık bir genç kıza deÄil sahip olduklarını korumak zorunda olan yetiÅkin bir kadına benziyordum.
Kendime son bir kez bakıp Matt ile karÅılaÅtıÄım büyük oturma odasına gittim. Seçmesine yardım ettiÄim siyah, Dior takım elbisesiyle çok çarpıcı görünüyordu.
Muhtemelen yatın içine ve dıÅına daÄılmıŠbirkaç koruma daha vardı.
Saniyeler sonra her zamanki gibi ihtiÅamıyla Enrique geldi. Ama yürüyüÅünde bir tuhaflık vardı; sanki biraz sallanarak yürüyor gibiydi. Gerçi bunu benim dıÅımda kimsenin fark etmeyeceÄinden emindim.
Gelip yanımda durmasına raÄmen hiçbir Åey söylemedi. Sadece hızlı hızlı nefes alıyordu. Nefesi dıŠdünyadan bir Åey saklıyormuÅ gibi nane ve bilinmeyen bir Åeyin karıÅımı gibi kokuyordu.
Tabii ki alkol...
âNeden sarhoÅsun?â diye çıkıÅtım. Artık ailemle akraba olduÄu için iyi bir izlenim bırakmak zorundaydı.
BaÅka bir zaman olsa kendisini rezil ettiÄini görmek için kendi ellerimle sarhoÅ ederdim.
âNe yapayım, rahat hayatımı yaÅıyorum,â diye karÅılık verdiÄinde çok ÅaÅırdım.
O an onu öldüresiye tokatlamak istesem de basit bir nedenden ötürü yapmadım. SarhoÅ olduÄu için Ruby'den etkilenme ihtimali daha fazlaydı. Böyle bir durumda iÅime yarayacak her faktörü deÄerlendirmeliydim.
âNeyse. Gitmemiz lazım,â deyip Matt ve diÄer korumaların yanına gittim.
Enrique nihayet hazır olduÄunda topuklu ayakkabılarımı giydim. Korumaların bizden önce çıkıp kalabalıÄa karıÅmasına izin verdikten sonra Matt, Enrique ve ben yattan indik.