HOPE
Bugün okuldaki son yılımın ilk günüydü. Bu zor günün bir an önce bitmesini istediÄim için banyoya girmeden önce takvimde 4 Eylülâün üstünü çizdim.
DuŠalıp hafif bir makyaj yaptıktan sonra aynanın önüne geçip kendime baktım.
Ãirkin biri deÄildim. Aksine, çok güzeldim. Neredeyse 1.73 cm olan boyumla okuldaki çoÄu kızdan uzundum. D cup göÄüslerim, kum saati Åeklinde bir vücudum vardı.
Zümrüt yeÅili gözleriyle dikkat çeken bronz tenli, çikolata kahve saçlı, oldukça güzel bir kız olmama raÄmen kimsenin beni güzelliÄim için kullanmasına izin vermezdim.
FiziÄimle dikkat çekmeyi sevmediÄimden hatlarımı belli etmeyen kıyafetler giymeye özen gösterirdim. Bu tarz kıyafetlerin içinde pek çarpıcı görünmüyor olsam da kötü de görünmüyordum.
Sonunda hazır olduÄumu düÅündüÄümde en sevdiÄim okul çantalarımdan birini kapıp merdivenlere yöneldim. Evimizin en üst katında yaÅadıÄım için sürekli merdiven inip çıkmaktan bıkmıÅtım.
Gerçi kocaman bir tarlada huzur içinde otlayan atlara bakan bir balkona sahip olmak gibi avantajları vardı.
Ay ıÅıÄı ve parlak yıldızlarla süslü gecelerimi muhteÅem atların zarif hareketlerini, kayan yıldızları izleyerek geçirmekten zevk alıyordum.
Babam baÅımın üstüne bir öpücük kondurarak, âSelam, bebeÄim,â dedi.
Babamı nadiren evde gördüÄüm için hemen göÄsüne sokuldum. Böyle anların kıymetini bilmeye çalıÅıyordum.
âSelam, baba,â deyip kocaman sarıldıktan sonra nasıl göründüÄüne baktım. Ãstünde en iyi butiklerden birinden aldıÄı üç bin sterlin deÄerinde bir takım elbise vardı. Evet, babam İngiltere'nin hatırı sayılır zenginlerinden biriydi.
Nedense hiçbir zaman ikiz kız kardeÅim Katherine gibi Åımarık bir velet olmamıÅtım. Katherineâin ismi bile sürtük ismi gibiydi.
Neyse ki çift yumurta ikizi olmadıÄımız için birbirimize benzemiyorduk. Benden biraz daha kısa olan Katherineâin dümdüz kahverengi gözleri, kahverengi saçları vardı.
Zayıf olsa da benim gibi kıvrımlı hatlara sahip olmadıÄı için hep beni kıskanırdı. İnsanların dikkatini çekebilmek için yırtınmasını sorun etmiyordum. İstediÄi Åey ilgi ise hepsini alabilirdiâ¦
Babam inanılmaz yetenekli aÅçımızın yaptıÄı börekten bir tabak uzatıp, âHope, ne düÅünüyorsun öyle?â deyince kendime geldim.
âTeÅekkürler baba,â deyip bir lokma aldım. BöreÄin tadı insanı inletecek kadar efsaneydi. Tanrım, yemek yemeyi gerçekten seviyordum.
Kahvaltımı bitirip okula gitmeye hazır olduÄumda, âBir daha ne zaman geleceksin?â diye sordum.
Babam, âEmin deÄilim, evlat. Muhtemelen birkaç gün içinde. Merak etme yalnız olmayacaksın. Katherine bugün annenin yanından dönecek,â deyip dıŠkapıyı açtı.
DıÅarı çıktıÄımızda altın renkli Porsche Cayenneâimin kapısını açıp alnıma bir öpücük kondurdu.
Küçük vedalaÅmamız bitince arabamı çalıÅtırıp gaza bastım.
***
İlk dersimin olduÄu sınıfta arkadaÅlarımın gelmesini bekliyordum. Her zaman olduÄu gibi ikisi de geç kalmıÅtı. Tam onları düÅündüÄüm sırada Åarkı söyleyip, gülerek içeri girdiler.
Sofiaâya sarılmak için yerimden fırlayıp, âSelam, doÄum günü kızı!â diye baÄırdım.
GörünüÅünden asla anlaÅılmasa da sınıfımızın en küçüklerinden biri olan Sofia bugün on sekiz yaÅına giriyordu.
Kızıl, dalgalı saçları; mavi gözleri, benden birazcık kısa boyu, tıpkı benimkine benzeyen kum saati vücuduyla tam bir afetti.
Bir erkeÄin reddedileceÄini bile bile günlerce peÅinden koÅturduÄu kızlardan biriydi.
İkinci en iyi arkadaÅım olan Lana mavi gözlü, kısa boylu, klasik bir sarıÅındı. Yine de onu her Åeyden çok seviyordum.
Bazı insanların neden sarıÅınları sevmediÄini anlamasam da Lana tanıdıÄım en iyi, en sevilesi insanlardan biriydi.
Lana Sofiaâya, âReÅit olmak nasıl bir duygu?â diye sorduÄunda hepimiz güldük. Ne yazık ki eÄlencemiz matematik öÄretmenimizin sınıfa girmesiyle yarım kaldı.
Dört sıkıcı dersten sonra kafeteryada oturmuÅ, bu cuma ne yapacaÄımızı planlıyorduk. Okulumuz haftanın ortasında baÅladıÄından plan yapıp ailelerimizden izin almak için sadece iki günümüz vardı.
Sofia, âPeki, hangi kulübe gideceÄiz?â diye sordu.
Aklımda birkaç havalı kulüp olmasına raÄmen, âSenin doÄum günün olduÄun için sen karar ver,â dedim.
Lana birkaç kiÅinin dikkatini çekecek kadar yüksek sesle, âÃocuklar, bence Electric Brixton'a gitmeliyiz!â dedi.
Sofia, âHayır, on sekizinci doÄum günüm için yeterince havalı deÄil,â diyerek karÅı çıktı. Ben de onunla aynı fikirdeydim. Ãok daha iyi bir kulübe gidebilirdik.
Lana, âHeaven nasıl?â diyerek yine yeterince iyi olmayan bir kulüp önerdiÄinde oraya herhangi bir gecede de gidebileceÄimizi, Sofiaânın bundan çok daha iyisini hak ettiÄini düÅündüm.
Bir sürü kulüp ismi önerilip hiçbiri kabul edilmeyince Sofia iç çekip âPes ediyorum,â dedi. Bunun üzerine telefonumu çıkarıp Nickâe mesaj attım.
Hope
Selam, benim bilmediÄim iyi bir kulüp biliyor musun?
Abimin cevabını beklerken yemeÄimi yemeye ettim. Büyük bir tabak tavuklu makarnadan sonra midem memnuniyetini gösterircesine guruldadı.
Nick sonunda cevap verdi. En büyüÄümüz olan Nick yakında yirmi beÅ yaÅına basacaktı. Åu an London School of Economicsâte yüksek lisans yapıyordu.
Nick
Selam kardeÅim, neden sordun?
Hope
Sofia'nın on sekizinci doÄum günü partisi için gidebileceÄimiz güzel bir kulüp arıyorum.
Nickâin Sofiaâya harika bir doÄum günü yaÅatmak için en iyi kulübe gitmemizin Åart olduÄunu anladıÄından emin oldum. Bir iki dakika sonra cevap verdi.
Nick
Tamam. Adı Avaritia. Adresini gideceÄiniz gün gönderirim.
âKim lanet olası kulübüne açgözlülük anlamına gelen bir isim verir ki?â DüÅüncemi yanlıÅlıkla yüksek sesle dile getirdiÄim için iki arkadaÅım da ÅaÅkın ÅaÅkın yüzüme baktı.
âPardon,â dediÄimde onlar yemeklerine ben de telefonuma geri döndüm.
Hope
TeÅekkürler.
Ãok içtiÄi için baÅını derde sokmasıyla bilinen Nickâe güvenmeye karar verdim.
YakıÅıklılıÄı ve gelecekte babamın iÅini devralacaÄı gerçeÄi sayesinde İngiltere'de bir ünlü gibi popülerdi. Bu yüzden her Åeyin en iyisinin ne olduÄunu çok iyi bilirdi.
Kızlara sarılmadan önce, âÃocuklar, kulüp belli oldu. Åimdi, geç olmadan gitmek zorundayım. Willow ile dersim var,â dedim. Willow iki yıl önce on yedi yaÅımdayken kurtardıÄım safkan atımdı.
O da benim gibi dıÅı sizi içi beni yakan türdendi.
Bugün çoÄu öÄrencinin bir sürü dersi olmasına raÄmen muhteÅem ders programın sayesinde iki saatlik uzun bir aram vardı.
Arabama yürürken lideri tabii ki de kız kardeÅim olan sürtük takımıyla karÅılaÅma talihsizliÄi yaÅadım.
AnlayacaÄınız üzere kardeÅimle aram pek iyi deÄildi.
Beni görünce yapmacık bir gülümsemeyle, âSevgili kardeÅim, Hopeâ¦â dedi.
Yanında baÅkaları olduÄu için kibar davranmaya çalıÅsa da berbat oyunculuÄu yüzünden herkes nasıl bir sürtük olduÄunu çok iyi biliyordu.
âSelam, Katherine,â deyip yoluma devam ettim.
âBu kadar kaba olma, kardeÅim. Sadece seni alıÅveriÅe götürmek istediÄimi söylemek istedim. Giysilerin çöpten çıkmıŠgibi görünüyor da,â deyip kazaÄımın ucuna dokundu.
Onunla aynı fikirde olsam da bu Åekilde giyinmek hoÅuma gidiyordu.
Arkamı dönüp merdivenlerden çıkmadan önce, âHayır, teÅekkür ederim. Sana benzemek istediÄimi sanmıyorum, Katherine,â dedim. Yancılarının gülüÅtüÄünü duysam da önemsemedim. Sonuçta aptal olmak kendi seçimleriydi.
***
Eve varır varmaz lacivert bir jokey pantolonu ve bir tiÅörtten oluÅan binicilik kıyafetimi giydim.
Eylül ayında olduÄumuz için üÅüyebileceÄimi düÅünüp kıyafetimle uyumlu bir kazak giydim.
Ardından, eÄitmenim Olivia'nın beni beklediÄi haraya gittim. Olivia pek çok olimpik binici ile atlarını eÄitmiÅ otuzlu yaÅlarında bir kadındı.
Willow'un ahırına gidip babamın büyük, kırmızı harflerle yazdıÄı, âSakın dokunmayın. Ãok kötü ısırıyor!â yazısına baktım. Aptalca ve komik olsa da doÄru sayılırdı.
Sayılır dememin sebebi Willowâun beni hiç ısırmamıŠolmasıydı. Ama babamı birkaç kez ısırmıÅtı.
Willowâu dizginlerinden tutup tımar alanına götürürken, âSelam, güzel kızım. Hadi bir gezintiye çıkalım,â dedim.
KoÅum takımını da hazırladıktan sonra çizmelerimi giyip, kaskımı takıp manej alanına çıktım.
***
Birkaç saat süren dersten sonra bir bardak viski ile yüzme havuzunun kenarında oturuyordum. Dersten Åikâyet ettiÄim sanılmasın; sadece sonrasında bu Åekilde rahatlamak hoÅuma gidiyordu.
AkÅam yemeÄi vakti çoktan gelmiÅ olsa da aç hissetmediÄim için sadece bir Åeyler içmeye karar vermiÅtim.
Havuzdan çıkıp duŠaldıktan sonra köpeklerim için özel olarak yapılmıŠbahçeye gittim.
Bebeklerimi çaÄırmak için âMilo! Murphy! Angel!â diye baÄırdım.
İlk gelen iki yaÅındaki bir Sibirya kurdu olan Murphy oldu. Muhtemelen onunla beraber doÄan yavruların en büyüÄü olsa da çok duygusal bir köpekti.
Milo ile Angel da onun hemen arkasından geldiler. Bir yaÅında bir Alman çoban köpeÄi olan Milo Åimdiden çok büyük olmasına raÄmen büyümeye devam ediyordu.
İçlerindeki tek diÅi iki yaÅında çok güzel bir Ãekoslovak kurt köpeÄi olan Angelâdı. Onu Willow ile birlikte kurtarmıÅtım. İkisi de çok zor hayatlar geçirmiÅ olmalarına raÄmen Åimdi çok mutlulardı.
Etrafımda zıplayıp onları eve almamı bekliyorlardı. Babam içeri girmelerine izin vermiyor olsa da yalnız olduÄum günlerde gizlice odama alıp onlarla birlikte uyuyordum.
Katherine bir arkadaÅında kalacaÄı için eve gelmeyeceÄini söyleyen bir mesaj attı.
Onu birkaç kez gizlice bir adamla buluÅurken gördüÄüm için yalan söylediÄini biliyordum. Ãıktıklarından emin olmama raÄmen adamın kim olduÄunu henüz bilmiyordum.
Merdivenlerden çıkıp odama girdim. PeÅimden gelen yavrularım yastıÄa baÅımı koyduÄum an yataÄa atlayıp yanıma kıvrıldılar. Kısa bir süre sonra uykuya daldım...